Av. Emirhan Derdiman*

Hukukumuzda 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun (STİSK’nın) 58. maddesine göre; işçilerin aralarında anlaşarak veya bu konuda bir kuruluşun verdiği karara uyarak, bir iş kolunda işi durdurmak ya da yavaşlatmak amacıyla toplu olarak iş bırakmaları grev olarak addedilmektedir. Grev ve Grevin Unsurları hakkındaki yazımıza da göz atabilirsiniz.  

Grev, mahiyeti itibarıyla işin durmasına sebebiyet verici içeriği sebebiyle, kamu yararına ya da kamu düzenine olumsuz etki eden bir kısım sonuçlar doğurabileceğinden, grevin yapılma zamanı, yeri, konusu ve grev yapacak kişi bakımından bir kısım sınırlayıcı düzenlemeler görülmektedir.

Başta, Anayasanın 54/1. Maddesine göre, grev toplu iş sözleşmesinde tarafların uyuşamamasından meydana gelmiş olmalıdır. STİSK’nın 58. maddesi bunu, “toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması hâlinde, … Kanun hükümlerine uygun olarak yapılan greve (ise) kanuni grev denir” diyerek, kanuni grevin bir şartı kabul etmiştir.

Anayasanın;

1a-) 54/1 maddesi, grev hakkına ancak işçilerin sahip olabileceğini belirttikten sonra bu hakkın kullanılmasının usul ve şartları ile kapsam ve istisnalarının

1b-) 54/4 maddesi, grev(in) … yasaklanabileceği veya ertelenebileceği haller ve işyerlerinin

Kanunla düzenleneceğini;

2-) 54/2. maddesi Grev hakkı ve lokavt iyi niyet kurallarına aykırı tarzda, toplum zararına ve millî serveti tahrip edecek şekilde kullanılamayacağını;  

3-) 54/5. Maddesi Siyasî amaçlı grev, dayanışma grevi, genel grev, işyeri işgali, işi yavaşlatma, verim düşürme ve diğer direnişlerin yapılamayacağını”

Belirtmiştir.

Anayasanın bu hükümlerine bakılırsa, genel grev ülke düzeyinde tüm iş kollarında işin bırakılması olarak görülebilir. İş bırakılamayacak iş kollarındaki grev, yasal olarak yasak olduğu gibi, kapsamına girdiğinde genel greve gidilemezlikten dolayı da yasaklanmış olacaktır. Siyasi grev de yasama organını istekleri kabul etmeye zorlamak için yapılan grev olmaktadır.[1]

Anayasanın 54/5. Maddesine göre, “Grev(in) …yasaklandığı hallerde veya ertelendiği durumlarda ertelemenin sonunda, uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulunca çözülür. Uyuşmazlığın her safhasında taraflar da anlaşarak Yüksek Hakem Kuruluna başvurabilir. Yüksek Hakem Kurulunun kararları kesindir ve toplu iş sözleşmesi hükmündedir.”

Anayasanın bu hükümleri grevin kanunda öngörülen şartlarla yasaklanabileceğini ya da ertelenebileceğini göstermektedir. Kanunlarımızda yer alan yasaklama ve ertelemelerin bir kısmının, uluslararası çalışma örgütü standartlarıyla pek uyum sağladığı söylenemez.[2] Anayasanın, yasaklama ve erteleme hallerini, hiçbir temel usul ve şart koymadan kanuna bırakmış olması, hukuk güvenliği ve hukuk devleti ilkelerine uygun olamaz.

Yasal Hükümlerle Konuya Bakış

Bu konu, STİSK’nın 63 ve 64. maddelerinde düzenlenmiştir:

1-) STİSK’nın 63. maddesine göre Bakanlar Kurulunun kararıyla genel sağlığı ya da milli güvenliği bozucu nitelikteki grev ertelenebilir.

“Karar verilmiş veya başlanmış olan kanuni bir grev veya lokavt genel sağlığı veya millî güvenliği bozucu nitelikte ise Bakanlar Kurulu bu uyuşmazlıkta grev ve lokavtı altmış gün süre ile erteleyebilir. Erteleme süresi, kararın yayımı tarihinde başlar.

Yapılışı ya da sonuçları milli güvenliğe ve genel sağlığa zarar verecek grevler erteleme yetkisi kapsamında olacaklardır. Buradaki erteleme sebepleri makul ve günlük hayatın olağan akışına göre, ikna edici gerekçelere bağlanmalıdır. Bunun aksine, grev hakkının özüne dokunacak ya da anlamlı ve müessir bir şekilde kullanılması engellemek hukuka aykırı olacaktır.

STİSK’nın 63/ 2 ve 63/3. maddelerine göre;

(2) Erteleme kararının yürürlüğe girmesi üzerine, 60 ıncı maddenin yedinci fıkrasına göre belirlenen arabulucu, uyuşmazlığın çözümü için erteleme süresince her türlü çabayı gösterir. Erteleme süresi içerisinde taraflar aralarında anlaşarak uyuşmazlığı özel hakeme de götürebilir.

(3) Erteleme süresinin sonunda anlaşma sağlanamazsa, altı iş günü içinde taraflardan birinin başvurusu üzerine uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulunca çözülür. Aksi takdirde işçi sendikasının yetkisi düşer.”

2-) Toplumsal hayatın devamında zorunlu olan işlerde, STİSK’nın 62 maddesine göre, grev yapılamayacaktır.

“(1) Can ve mal kurtarma işlerinde; cenaze işlerinde ve mezarlıklarda; şehir şebeke suyu, elektrik, doğal gaz, petrol üretimi, tasfiyesi ve dağıtımı ile nafta veya doğalgazdan başlayan petrokimya işlerinde; bankacılık hizmetlerinde; Millî Savunma Bakanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığınca doğrudan işletilen işyerlerinde; kamu kuruluşlarınca yürütülen itfaiye ve şehir içi toplu taşıma hizmetlerinde ve hastanelerde grev … yapılamaz.

STİSK’nın 62/2 ve 62/3. Maddelerine göre;

“(2) Bakanlar Kurulu (6771 sayılı Anayasa değişikliğine dair kanunun yürürlüğe girmesinden sonra ise aksi bir yasal değişiklik olmaması halinde Cumhurbaşkanı), genel hayatı önemli ölçüde etkileyen doğa olaylarının gerçekleştiği yerlerde bu durumun devamı süresince yürürlükte kalmak kaydıyla gerekli gördüğü işyerlerinde grev(i) … yasaklayabilir. Yasağın kalkmasından itibaren altmış gün içinde altı iş günü önce(sinde) karşı tarafa bildirilmek kaydıyla grev ve lokavt uygulamasına devam edilir.

Doğa olaylarının genel hayatı müessir bir şekilde etkileme ya da etkilemesinin açık görünür, belirgin yakın bir tehlike olarak varlığı da aynı kararı almayı hukuka  aykırı kılmaz. Bu sebep bir erteleme sebebi değil yasaklama sebebidir.

“(3) Başladığı yolculuğu yurt içindeki varış yerlerinde bitirmemiş deniz, hava, demir ve kara ulaştırma araçlarında grev … yapılamaz.” Yani yasaktır.

Dipnotlar

*  Bursa Barosu

[1]              Melda Sur, “Siyasi Grev”, Çalışma ve Toplum, 2009/4, ss: 11-26, s. 12.

[2]              Benzer görüş: Akyiğit, Ercan, İş Hukuku, 9.Bası Seçkin, Ankara, 2013, sf. 618.