Otuz Ağustos bugün, Zafer Bayramı; Bizlere Kutlu olsun.
Kutlasın Milletimiz, zira hakkıdır; sevinsin, mutlu olsun!
Yirmialtı Ağustos sabaha karşı yırtıldı sessizlik, top atışıyla;
Türk Ordusuydu saldıran; Vatan, Millet ve İstiklâl aşkıyla.
Bu ani taarruza, değil düşman, Dünya bile şaşa kalmıştır;
Öyle ki, bu askeri taktik “Yıldırım Harbi” adını almıştır.
“Sad” planına[1] bağlı taarruz, aldı ablukaya düşmanı ve alanını,
Böylece farketti düşman, bu plana bağlı “Hilal kapanı”nı…
Kükredi askerimiz canıpahasına, hedef zaferdi behemehal!
Çünkü böyle istemişti Millet, komutanlar ve Mustafa Kemal.
Toplardan sanki mermi yağmıyor; adeta ateş fışkırıyordu,
Millet, yönelmişti Rabbine, zafer dilekleriyle hıçkırıyordu!
Evet, bu gayret, hürriyet için şarttı, doğrusu buydu kelâmın
Zaferle esaretten kurtulan, Vatandı ve asıl kalesiydi İslâm’ın
Düşman anlamıştı Otuz Ağustos’ta, bozguna uğradığını;
Ve gördü Dünya, şanlı Milletimizin yeniden doğduğunu.
Mutlak istiklâlini haslet edinmişti daima, aziz Türk Milleti;
Tarih boyunca reddetmişti köleliği; benimsemişti hürriyeti.
Kendine zincir vurmak isteyenlere hep karşı koymuştu;
İstiklâli için yırtmış bendini, enginlere sığmamış, taşmıştı![2]
Şükürler olsun Rabbimize, nasip etti Milletimize bu galibiyeti.
Bunda çok önemliydi Milletimizin azametli gayreti ve dirayeti.
Evet, sömürgeci düşmanlar, mümessili olsalar da galibiyetin,[3]
İşte, Kahraman Ordumuzdan gördüler en şiddetlisini, hezimetin![4]
Bu, yıllarca savunmada kalan Milletin ilk taarruzu ve zaferiydi[5]
Bu zafer, düşmanı Yurttan atmanın açık müjdesi ve haberiydi!
Evet, Sakarya, boğulmak istenen Türk Milletinin dirilişiydi!
Dolayısıyla, savunmanın hat’ta değil Vatan sathında verilişiydi.
Sonrası, Türk ordusu; uydu “İlk hedefiniz Akdenizdir” emrine,[6]
Durmadı, Allah’ın lütfuyla yürüdü; Yüce Önder’le vardı İzmir’ine..
Dirilişini ispatlayan Millet, istiklâlini işte bu zaferle kazandı,
Düşmanı Yurttan atan bu zaferin tescili, Mudanya ve Lozan’dı
Kazandırdı Lozan’da bağımsızlığı, bu gayret ve hassasiyet;
Milletin kararlı desteği, vatan aşkı, Milli vahdet ve muhabbet.
Dinle, öncelik Vatanın istiklâlidir, İslâm’ın emri de budur;
İyi bil ki, toprak vatandır Millet hürse,[7] bu apaçık bir düsturdur!
Bak, bunlar Millet olarak ders almamız gereken birer değerdir;
Mukadderatından ders almayan bir milletin akıbeti beterdir.[8]
Amacımız bu ibretle hep Vatan ve Milletin bölünmezliği olsun,
Ve Cumhuriyetimiz, Atatürk’ün sözüyle, ilelebet payidar kalsın.
Yazar: R. Cengiz DERDİMAN
30.08.2026
Önemli Not:
Bu eserin her hakkı mahfuzdur ve yazarına aittir. Bu eserin bir kısmı dahi yazarından izin alınmadan hiçbir şekilde iktibas edilemez. Bu konuda uyarı için ana sayfada yer alan “uyarı”yı da ayrıca okumanızı tavsiye ederiz.
Otuz Ağustos Şiiri Dipnotları
[1] Otuz Ağustos zaferini kazandıran “taarruz planının adı ‘Sad Harekâtı’ idi. Böylece, harekâtın ekseni üzerinde bulunan ‘Sandıklı’nın Osmanlı alfabesindeki yazılışında ilk harfi olan ‘Sad’ [=ص] taarruz hareketini izlemek için planın adı olarak seçildi.” Zafer Koylu, “Büyük Taarruz”, Atatürk Ansiklopedisi, https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/detay/4929/B%C3%BCy%C3%BCk-Taarruz , erişim: 29.08.2026.
[2] “Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım,
“Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım.
“Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner, aşarım;
“Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.” Mehmet Akif Ersoy, “İstiklal Marşı” kıt’a: 3, Ceride-i Resmiyye, tarih: 21 Mart 1337[1921] sayı: 7, https://www.resmigazete.gov.tr/arsiv/7T.pdf, erişim: 29.08.2026, s. 1,
[3] Atatürk’ün Gençliğe hitabesinde yer alan; “İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler…
“Ey Türk istikbalinin evlâdı: İşte; bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır!” şeklindeki beyanlarına erişim için bakınız: Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk, Cilt: II, 9. Baskı, Türk Devrim Tarihi Enstitüsü Yayını, Ankara, 1969, s. 898.
[4] Mustafa Kemal Paşa “Nutuk”unda 26 Ağustostan zafere ulaşılana kadar geçen süreci (bu eserin kendisinde kalın yazıyla vurgulanmış olan ifadelerle) şöyle anlatmaktadır:
“Her safhasiyle düşünülmüş, ihzar[=hazırlık], idare ve zaferle intaç edilmiş [sonuçlandırılmış] olan bu harekât, Türk ordusunun, Türk zâbitan [subayları] ve kumanda heyetinin, yüksek kudret ve kahramanlığını tarihte bir daha tespit eden muazzam bir eserdir.
“Bu eser, Türk milletinin hürriyet ve istiklâl fikrinin lâyemut[≈ebedi] âbidesidir. Bu eseri vücuda getiren bir Milletin evlâdı, bir ordunun Başkumandanı olduğumdan, ilelebet mesut ve bahtiyarım.” Atatürk, Nutuk, Cilt: II, anılan Eser, s. 677.
[5] “Bu muharebe ile Viyana kuşatmasından itibaren geri çekilen, savunmada kalan Türkler ilk kez taarruza geçiyordu.” Zafer Koylu, “Büyük Taarruz”, Atatürk Ansiklopedisi, https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/detay/4929/B%C3%BCy%C3%BCk-Taarruz , erişim: 29.08.2026
[6] Mustafa Kemal Paşa’nın (Atatürk’ün), “Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” şeklindeki ifadesi, Türk Ordusunun taarruzu devam ederken yayınladığı emir yazıda yer almıştır. Bakınız: Askerî Tarih Belgeleri Dergisi yıl: 2015/64, sayı: 36, s. 301, Belge no: 95-1.
Sonrasını Mustafa Kemal “Nutuk”unda şöyle anlatmaktadır: “Bizzat bana verilen bir telsiz telgrafta da, İzmir’deki İtilaf devletleri konsoloslarına benimle müzakerelerde bulunmak salahiyetini verdiklerinden, hangi gün ve nerede görüşebileceğim soruluyordu. Buna verdiğim cevapta da, 9 Eylül 1922’de Nifte! [günümüzde İzmir’in Kemalpaşa İlçesi] görüşebileceğimizi bildirmiştim. Filhakika dediğim günde ben Nif’te bulundum. Fakat mülâkat istiyenler orada değildi. Çünkü ordularımız İzmir rıhtımında ilk verdiğim hedefe, Akdeniz’e vâsıl olmuş bulunuyorlardı.” Atatürk, Nutuk, Cilt: II, anılan Eser, s. 676.
[7] “Vatan mefhumunu kutsallığı ile maneviyatından ayırmak, onu bir kuru toprak haline getirmektir./ Vatan topraklaşınca millet vatansızlaşır.” İsmail Hami Danişmend, Tarihi Hakikatler, Bilgeoğuz Yayınları, İstanbul, 2015, s. 241, nakleden: R. Cengiz Derdiman, Siyasal Rejimlerin İstikrarını Sağlayıcı Etkenler, Yetkin Yayınları, Ankara, 2026, s. 73.
[8] Mehmet Akif Ersoy (“Kıssadan Hisse”, Safahat, Neşre Hazırlayan: M. Ertuğrul Düzdağ,Türk Diyanet Vakfı Yayını, Ankara, 2008, s. 450) geçmişten ibret almanın ne kadar gereli olduğunu şu kıt’a ile anlatmaktadır:
“Geçmişten adam hisse kaparmış… Ne masal şey!
“Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?
“‘Tarih’i ‘tekerrür’ diye ta’rif ediyorlar;
“Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?”






